
Zaman… Ne kadar kapsamlı olursa olsun sevemedim şu kelimeyi sonunda hep bi acı hep bi hüsran .Hele ilişkide zaman vermek ne demek? Bitirmemek ama zaman vermek…
Aç bırakmak ama işkence etmeden öldürmemek,ameliyat masasında kan kaybederken acıdan kıvranırken yardım edecek kimse bulamamak.Çaresizlik…
Zaman değil mi insanları önce birbirine bağlayıp sonra ayıran,araya mesafeler koyan,insanları birbirinden ayıran.Zaman vermek kadar da berbatı yok mesela beni öyle kan kaybediyorken tek başıma bırakmak yerine tek darbede öldürsen mesela? Tek bir acı ama sonrası yok,ya da sonrası iyi çünkü düşünmen gereken bir şey yok.Peki ya şimdi?
Şimdi uykusuz gözler şimdi bıkkınlık şimdi özlem şimdi o kadar hayallerin hepsini tek tek yıkmak,şimdi tükenmeyi beklemek…Çok acımasız değil mi,fazla can yakıcı ya da fazla göz doldurucu.Peki ya sevgi? O ne olacak? Anne karnında terk edip gidilen masum çocuktan farkı ne onun? Ama sen masumiyetini hiç farketmeden onu öldüren katil adam,ama sen hiç ne hissederim diye düşünmeden bırakıp kaçıp giden adam.
Her şeyimden vazgeçip hiç düşünmeden yanına geldiğim adam.Yine zamanın bize verdiği cezayı çekiyoruz ahh pardon çekiyorum.Araya kocaman boşluklar giriyor sonra o boşluklara bir sürü insan falan…
Düşünsene ne kadar uzak kalıcaz şimdi hani zaman istedin ya,hani o lanet olası zamanı istedin ya. Hep istediğin o şey yüzünden işte bunlar ama en büyük korkum o zamanın bizim aramızda kapanılmaz boşluklar açması olacak galiba…
Nelerden vazgeçmiştik oysa bir araya gelebilmek için.Ne kadar da ihtiyacımız vardı birbirimize.Gerek dostum gerek sevgilim gerek ailem olmuştun evet demiştim işte doğru insan.Ne kadar da erken karar vermişim oysa,hepiniz aynı bokun farklı renkleriymişsiniz…
Ama sen yine de gitme,gitme çünkü sen gidersen ben toparlayamam çünkü sen gidersen geçmişte yaptığım tercihlerimle başa çıkamam, o içimde kalan birikmiş duygularımı bastıramam.Ben şimdi ameliyat masasında kan kaybediyorken sen şimdi bırakıp gidemezsin,lütfen gitme…
Bazı değişmeyen hatalar vardır, ne yaparsan yap eskisi gibi olamayacak olanlar…Birine sarılmak vardır,sarılıp onun teninde onun nefesinde hayat bulmak.Bunu herhangi birine sarıldığında yapamazsın ama,o senin tenine sıcaklığını veren değildir çünkü.Senin tenine herkes sıcaklığını ya da kokusunu bırakamaz çünkü..Ama bazısı olur öyle bir gelir ki sana etraf dağınıktır,saçların..tamamen hazırlıksızsındır.İşte tam o anda,hiç bir şey yerli yerinde değilken yaklaşır sana öyle bir kavrar ki ”Kollarıyla tüm dünyayı alabilir iki kolunun arasına” dersin.Dağınıklığını bir yana bırakır kendini ona teslim edersin.İster istemez kokusu gelir burnuna.Önce aldırış etmezsin sonra ciğerlerine dolar her nefeste,hissedersin.Yavaş yavaş dolar içine.Ciğerlerin,kalbin,beynin..parmak uçlarına kadar.Her bir zerrende tek tek hissedersin.Onun o ılık sıcaklığı kaplar bedenini anne karnının ılık sıcaklığı gibi öyle güvenli,öyle huzurlu.Kalbin bir süre sonra kan pompalamayı bırakır sanki,bütün işi gücü o olur.Özletir kendini..Hani sen dağınıkken gelmiştir ya hıh aynı öyle gider işte geldiği gibi.Sen onun huzurunu yaşarken,kendini öylesine bırakmışken,ona öylesine inanmışken yine sen dağınıkken çeker gider.Elin kolun bağlı kalır. Konuşmak istersin ama dilinde kocaman bir yara,açıp kollarını ”gitme” demek istersin ama yorgunsun,kollarını kaldıracak halin yok.Ağlamak istersin çaresizce..Yorgunsun,eksiksin,üzgünsün dağınıksın çünkü ama öyle çok çaresizsindir ki ya tek damla yaş gelmez gözlerinden ya da tek damla yaş bırakmazsın gözlerinde . Öyle bir ağrı girer ki midenden kasıklarına doğru,hareket edemezsin zamanla anlarsın onun ağrı değil acı olduğunu.Mutluluğun,huzurun hücrelerine işlediği gibi acı işler hücrelerine yavaş yavaş yayılır tüm bedenine.Özlersin,çok özlersin ama bir kez gitti mi bir daha gelmez,sen hep beklersin yine dağınıklığında gelecek diye ..Saatler geçer,günler geçer,haftalar geçer,aylar geçer kim bilir belki yıllar geçer ama o bir türlü gelmek bilmez.Sen hep beklersin,bir gözün hep kapıdadır.Sanki her an çıkıp gelecek..Ağlarsın,uykusuz kalırsın,özlersin,ümit edersin,beklersin ama yok unutman lazım onu.Unutup o ağrılarından sancılarından kurtulman lazım, ama unutamazsın.O diğerleri gibi gelmedi çünkü ama şunu da içinde kabul etmelisin ki kimsenin bırakıp gidemediği bir çaresizliğe bırakıp gitti. Belki bir başkasına…










